Basur Neden Olur Ve Basura Dair Herşey

Sarı Kantaron

Sarı Kantaron Yağının Faydaları Ve Hemoroide Etkisi

Sarı kantaron yağı,kantaron otu ile zeytinyağının karıştırılmasıyla elde edilen şifalı bir karışımdır.Yani,zaten hepimizin faydalarını bildiği zeytinyağıyla yine çok faydalı ve şifalı kantaron otunun bir araya gelmesinden oluşur.Eskilerden beri yara tedavilerinde kullanılan bir bitkidir.Damar büzücü,mikrop öldürücü,antiseptik özelliği vardır.Genellikle haricen yani içilmeden sürme ya da masaj yapma yoluyla kullanılır.İçilerek kullanılması,hafif cinsel isteksizlik uyandırdığı söylenir.Herkesin evde kendi imkanlarıyla kolayca hazırlayabildiği bu şifalı karışım,ihtiyaç anında hemen yardımımıza koşması için hazırlayıp yanıbaşımızda bulundurmamız gereken bitkiler arasındadır.

sari kantaron otu

sari kantaron otu

Hazırlanışı ise çok basittir.Sarı kantaron bitkisinin çiçekleri biraz ezilir ve kavanoza koyulup,çiçeklerin üzerini geçecek kadar zeytinyağı eklenir.Kapağı kapatılmadan güneşe bakan bi yerde 10 gün bekletilir.Arada bir karıştırılır.Sonra da kapağı kapalı bir şekilde yaklaşık 1 ay daha bekletildikten sonra kavanoz açılır ve bir süzgeç aracılığıyla süzülür.

  • Hemoroidal bölgeye bir pamukla sürülür.Bir bardak suya bir kaç damla sarı kantaron yağı damlatarak bu su sürülür.
  • Yarada enfeksiyon olmasını önler.Bu da antiseptik özelliğinden kaynaklanmaktadır.
  • Deride oluşan hematomlarda,morumsu lekelerde ilgil bölgeye masaj yapılarak tatbiki sağlanır.Düzenli kullanıldığında morluğun yavaş yavaş kaybolmasını sağlar.
  • Gastrit ve reflü tedavisinde de dahilen kullanılmaktadır.
  • Yukarıda da bahsedildiği gibi damar büzücü etkisinden dolayı hem iç varis hem de dış varislerde olumlu etkisinin olduğu bilinmektedir.
  • Kaynar suyla yanma durumunda yanan yere hemen sürüldüğünde,acıyı dindirir ve yanıkları kısa sürede iyileştirir.Yanıklarda enfeksiyon oluşumu engeller.
  • Güneş yanıklarında da aynı şekilde uygulandığı zaman aynı olumlu etkileri olacaktır.
  • Sarı kantaron yağı,şeker hastalarında ayaklarda,bacaklarda görülen yaraların tedavisinde de kullanılır.
  • Bebeklerde sıkça görülen ve karın ağrısından kaynaklanan yakınmaları ve ağlamaları,sarı kantaron yağını karın bölgesine sürerek kesmek mümkündür.
  • Hücreleri yeniler,dolayısıyla  yaraların çabucak kapanmasını sağlar.
  • Bel,romatizma,sırt ve kas ağrılarında da masaj yoluyla sürülerek ağrının hafiflemesi sağlanır.
  • Kan dolaşımını düzenler,cilt bakımı için de kullanılır.
  • Sarı kantaron psikolojik rahatsızlıklarda da tercih edilen bir bitkidir.Hafif depresyon durumlarının tedavisinde kullanılır.Stresi azaltmada etkilidir ve sakinleştirici olarak faydalanılır.
  • Kansızlığa iyi gelir.

Peki hiç yan etkisi yok mu bu bitkinin?Elbette bütün bitkilerde olduğu gibi sarı kantaron otunun da fazla tüketilmesi halinde zararları bulunmakta.Hamilelik ve emzirme döneminde kullanmaktan kaçınılmalıdır.Çocuk düşünenler için de kullanmaları iyi değildir.Çünkü yukarıda bahsedildiği gibi cinsel isteksizlik sorunu yapabilmektedir.Dikkat konusunda eksiklik yaşayanlar,şizofren hastalar ya da alzeimer hastalığı olanlar için uygun değildir.

Yan etkileri çok ağır olmamakla birlikte,baş ağrısı,baş dönmesi,yorgunluk,ağızda kuruma gibi durumlara yol açabilir.Faydalarının yanı sıra yan etkilerinin de olduğu düşünülerek,kullanırken herhangi bir anormallik hissedildiğinde kullanımı kesilmelidir ve doktora danışılmalıdır.

Etiketler: , , ,

Sarı Kantaron Hakkında Yapılan Yorumları

  1. Mustafalar dedi ki:

    Merhaba,

    Kantaron ile ilgili daha önce paylaştığımız bir yazı var. Burada da paylaşmak istedik.

    Kanserde Beslenmenin Rolü
    Kanserle Yaşam ve Savaş (Kanserden Korkma)
    Herkese Merhaba,
    Kanser hastalığı ile tanışmamız ve bu yolda ilerlerken araştırmalarımızın sonucunda edindiğimiz tecrübeleri anlatmak istedik.
    Çünkü kanser hastaları ve yakınları son derece yalnız, çaresiz, umutsuz durumda. Çoğu kimseden net bilgi alınamıyor. Yada alın gidin yapacak bir şey yok deniliyor.
    Yada can havli ile umut tacirlerin eline düşüyor. Hem maddi hem de manevi yalnızlık içerisinde çırpınıp duruyoruz. Biz bunu yaşadık ve hala yaşıyoruz. Ateş düştüğü yeri yakıyor.
    Kanseri en iyi çeken ile yakınları çok iyi bilir. Allah kimsenin başına vermesin.
    Kanserle ilk tanışmamız 1985 yılında dedemle başladı. Cilt kanseri olup uzun bir tedavinin sonucun da 1989 yılında hakkın rahmetine kavuştu.
    İkinci kanser vakamız Canım Babam. 2001 yılında Akciğer kanserine yakalandı. Bir yıl süren ilaç ve kemoterapi tedavisi sonucu 2002 yılında o da hakkın rahmetine kavuştu.
    2003 yılında Amcam cilt kanserine yakalandı. Belki de bu bizim için araştırma adına bir başlangıç oldu. İncir meyvesi ile hazırlanan destek bir karışımla amcam bu illetten kurtuldu.
    2007 yılında annem rahim kanserine yakalandı. 2008 Ocak ayında ameliyat olarak rahim, yumurtalık ve tüpler alındı. Kontrollerimizi yaparak 2013 Temmuz ayına kadar sorunsuz geldik.
    Temmuz ayında çekilen Pet BT de Karaciğer de metastaz(yayılım) geliştiği vurgulandı acilen ameliyat ve kemoterapi tedavisi yapılması gerektiği vurgulandı.
    Bu durum bizim irkilmemize ve tekrar ciddi boyutta araştırmaya itti. Türkiye de hatta yurt dışında bile bir çok konu da araştırma ve analiz yaptık. Bir çok bilimsel makaleyi inceledik.
    Kanseri değişik yollarla desteklerle yenen çok insan olduğunu gördük. Bizde bu yöntemleri denemeye başladık. Allaha şükürler olsun çok iyi sonuçlar almaya başladık.
    Araştırmalarımızda ve edindiğimiz tecrübelerde şunları önemle vurgulamak istedik.
    1. Beslenme son derece önemli. ( Kanser de Önemi çok büyük )
    2. Moral ve Motivasyon
    3. Doğru Tedavi
    4. Alternatif Destek Tedavi
    Beslenme neredeyse kanserle savaşta en önemli yapı taşı niteliğinde ve
    öyleki yediğiniz içtiğiniz le kanser hücrelerini besliyor olabileceğimiz vurgulanmaktadır.
    Beslenmede asıl önemli olan yediğiniz ve içtiğinizin doğal ve organik olması.
    Beyaz ekmek yerine tam buğday unlu ekmek tüketilmesi tavsiye edilmektedir.
    Şeker tüketiminin azaltılması ve hazmı zor yiyecekler ve içecekler tüketilmemeli konusunda uzmanların uyarıları bulunmaktadır.
    Uzmanlar Sebze ağırlıklı beslenmeyi vurgulamaktadırlar. Beslenmede en önemli kaynaklardan bir tanesi zeytin yağı. Zeytin yağı içerisindeki squalene maddesi sadece zeytin yağı ve köpek balığı kıkırdağı içerisinde var görünüyor. Günde en az 100 gr tüketilmesi kanserle savaşta size katkı sağlayacağı konusunda bilgileri bulabilirsiniz. C vitamini kanserle savaşta yine katkısı küçümsenemeyecek şekilde.
    Kanser hastası en günde 3 kez olmak üzere duruma göre 3-10 gr arası kullanması tavsiye ediliyor. Fazla alım da çok da önemli değil sadece ishal yapıyor. Zaten büyük boşaltımımızın(dışkılama) günde en az 2 defa olması gerektiği vurgulanıyor. Benzer şekilde D vitamini. Keten Tohumu yağı yoğurtla beraber tüketildiğinde ortaya bir protein çıkarttığı ve kanserle savaşta yardımcı olduğu vurgulanıyor.
    Kanser hastaları zaman içinde kanser hücrelerinden dolayı kansız kalabiliyorlar. Carvacrol maddesi vücutta antibiyotik etkisi yarattığı gibi kan hücreleri sayısını hatırı sayılır derece de arttırdığı vurgulanmaktadır. Bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Kanserle savaş ta önemli rol üstlendiği vurgulanmaktadır. Yabancı sitelerde kanser üzerine Carvacrol ilgilli bir çok yazı bulabilir inceleyebilirsiniz.
    Vücuda kimyasal olarak ağır sanayide işlenmiş ürünler kullanmamalıyız. Örnek olarak şampuan yerine saf ve doğal zeytin yağı sabunu kullanmalıyız. Kıl deliklerinden bütün kimyasallar vücuda
    emildiği söylenmektedir. Daha doğrusu vücudumuza girenlerin doğal olmasına dikkat etmeliyiz. Kanser hastalarının ve sağlıklı insanların kesinlikle kabız olmamaları gerektiği vurgulanmaktadır.
    Kabız olunduğu durum da boşaltım sorunu var demektir. Dolayısıyla toksinler ve atıklar vücudumuzda beklemekte anlamına gelmektedir. Dolayısıyla vücudun asidik hale geldiği vurgulanmaktadır.
    Asidik ortam kanser hücrelerinin çoğalması ve gelişmesi için zemin hazırladığı bu sebeple vücudumuz bazik yani alkali olmasına özen göstermemiz vurgulanmaktadır.
    Vücudu Alkali yapmak için Karbonat ta kullanabilirsiniz. Fazla karbonat kullanımı yine ishal yapmaktadır. İnternette kullanımı ile ilgili olarak bilgiler bulabilirsiniz.
    Günde en az 2 defa büyük boşaltım işleminin yapılabiliyor olması gerektiğini vurguluyor uzmanlar. Keza en az 5 ve üzeri idrarınızı da yapmanız gerektiği vurgulanıyor.
    Annemin kanı HGB 5 kadar düştü ve kansızlık oluştu. Yaklaşık bir ay gibi bir sürede Carvacrol sayesinde kan 14.56 seviyesine yükseldi. Biz ailecek ve bilhassa annem bahsettiklerimizi harfiyen kullandık. Kemoterapiyi kendi kararımızla kullanmadık. Annemin bütün tetkik ve tahlillerinin önceki ve sonraki hallerinin raporları elimizde mevcut. İyice araştırılırsa Tümör vb. hastalıklar bir iki günde oluşmuyor ki bir iki günde iyileşmesini bekleyelim. Aylar, yıllar içerisinde dokular etkilere maruz kalarak başkalaşarak bozularak deforme olarak bu hale geliyorlar. Araştırın bu konu ile ilgili bir çok Türkçe ve yabancı kaynak bulursunuz. Önemli olan hastalık farkedildikten sonra artık bir şeylerin yolunda gitmediğini vücut alarm sinyalleri veriyor anlamına geldiğini yorumlamak gerekiyor. Örneğin otomobilinizde su veya yağ kalmadığında yada herhangi bir arıza ışığı yandığında kendini korumaya alıp artık sizi servise götürülmesi gerektiğini ikaz ediyor. Mantık aynı. Hastalıklarda da aynı mutlaka doktora gidilip teşhis çok önemli. Sonrasında doktorun tedavisine ek olarak kendiniz de takviye edip iyileşme sürecini zamana bırakmak gerekiyor görünüyor. Tecrübe edilmeyen kulaktan dolma yöntemlerde yola devam etmek sorun olabilir. Piyasada bir çok sahte umut taciri var. Milletin duyguları ile oynuyor. Bu yüzden sizlerin de araştırdığınız ve tecrübe ettikleriniz varsa lütfen insanlık adına bu gibi forumlarda paylaşalım. İllaki herkesin duygularının istismar edilmesine, parasıyla rezil rüsva olmasına, umut tacirlerinin eline düşmesine gerek yok. Allah rızası için lütfen paylaşın ve paylaşılmasında yardımcı olun.
    Maalesef büyük şehirlerde doğal ve sahte olmayan ürün bulmak neredeyse samanlıkta iğne aramakla eş değer. Annemin bu hastalığı sebebiyle Allahın da yardımıyla aradıklarımızı çok şükür saf ve doğal olarak bulabilmekteyiz. HTT(hypericum triquetrifolium turra) türü kantaron yağından çok olumlu sonuçlar aldık. Piyasada doğalını ve usulüne uygun hazırlanmışını bulmak nerdeyse yok gibi bir şey, piyasada olanların çoğu gelişigüzel ve doğru kantaron değil. Türkiye de çok fazla farklı türü var. Çoğu da birbirine beziyor. Yine makalelere göre mantar, parazit, virüs ve bakterileri kaynaklı hastalıklarda göre son derece etkili görünüyor. Allaha şükür biz bulabildik ve bulabiliyoruz.
    Bu anlattıklarımız sizde bir çağrışım yaptıysa ve araştırmacı yapınız varsa zaten araştırır ne demek istediğimizi anlarsınız. Bahsettiğimiz konularla ilgili internette çok bilgi olduğunu görürsünüz.Bütün kanser hastalarımızı Allah şifa versin , sağlıklı insanlarımızın da sağlığını daim etsin. Sağlıcakla kalın.

Yorum Yaz

Site Yazarı Google +: Mükremin Alkan