Basur Neden Olur Ve Basura Dair Herşey

Kanser Tedavisi

Kanser Ve Kanser Tedavisi

Günümüzde yaygın olarak kullanılan  kanser tedavisi yöntemleri  kemoterapi,radyoterapi ve cerrahi yöntemdir.Bunu biyolojik tedavi yöntemleri,hormonal tedaviler ve hedefe yönelik kanser tedavisi takip eder.

Hastaya uygulanan ilk tedavi birinci basamak tedavi olarak adlandırılmaktadır.İşte bu birinci basamak tedaviden sonra uygulanan tedaviye adjuvan tedavi,önce uygulanan tedaviye de neoadjuvan tedavi denilmektedir.Örneğin;cerrahi tedaviden sonra uygulanan kemoterapi,adjuvan tedavidir.Cerrahi müdahale öncesindeki hormonoterapi de neoadjuvan tedavidir.

kanser

kanser

Kanser teşhisi konulan hastanın,zaman kaybetmeden hastalığı kabullenmesi ve bir an önce hangi kanser tedavisi yöntemine  başlanması gerektiğine  doktoruyla beraber konuşup karar vermesi gerekir.Uygulanacak kanser tedavisi ve bunun sonuçlarının olumlu ve olumsuz yanları,tedavi stratejileri gibi konularda bilgi edinmelidir ve buna göre uygun bir yol çizilmelidir.

Kanser Tedavisi Öncesi

Hasta,kanser teşhisi koyulduktan sonra konuyla ilgili güvenilir bir doktor ve sağlık ekibiyle irtibata geçmek,tedaviyle ilgili çizilecek olan yolun belirlenmesi için faydalı olacaktır.Hasta hangi tür kansere yakalanmışsa,o türde uzmanlaşmış onkologlar bulmak açısından da hastaya yol gösterecektir.Aynı kanser türünde olan hastaları tedavi etmiş ve bu türde uzmanlaşmış bir doktora başvurmak,tedavinin maksimum derecede etkili olması açısından fayda sağlayacaktır.

Kanser tedavisi sürecinde moral ve motivasyon anlamında hastanın kendini rahat hissetmesi çok önemlidir.Bunun için tedaviyi yapacak olan doktor ve ekibinin hastalarla iletişimi sıcak ve candan olmalıdır.Resmi bi ilişki yerine,samimi,hastayı yeniden hayata bağlayan ve karşı tarafa devamlı pozitif enerji veren bir yaklaşım sergilemelidir.Bunun için ekip iyi seçilmelidir.

Kanser Tedavisinde Seçeneklerin Belirlenmesi

Kanser tedavisi,oluşan tümörün bulunduğu yere ve şekline göre bölgesel ya da sistemik olabilir.Bölgesel tedavi olarak sayılabilecek tedaviler arasında,radyoterapi,cerrahi müdahale ve RFA,mikrodalga,embolizasyon,mikroküre,nanoknife gibi girişimsel radyolojik yöntemler olarak anılan yöntemler sayılabilir.Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu ise sistemik tedavi olarak anılır.Hastanın durumuna göre ayrı ayrı ya da hem sistemik hem de bölgesel olmak üzere her iki yöntem birden de uygulanabilir.

Seçtiğiniz alanında uzman doktorunuzla yaptığınız kanser tedavisi planında,kafanızda herhangi bir soru işareti kalmamasına özen gösterilmesi gerekir.Belirlenen tedaviden sonra hastalığın seyri nasıl olacak?Tedavi nerede ve süresi ne kadar olacak?Uygulanacak tedavinin yan etkileri nasıl olacak?Ortaya çıkacak olan yan etkiler nasıl minimum seviyeye indirilecek gibi soruların cevaplarını en baştan almaya çalışmak hasta açısından faydalı olacaktır.Hastaya tek ya da birden çok tedavi seçeneği önerilebilir.Tek uygulanan bir tedavi şekli hastalığın tekrar nüksetme ihtimalini azaltabilir fakat yan etkileri daha ağır olabilir.Bu şekildeki bilgiler, hastanın kendisi için neyin daha iyi olacağı konusunda karar vermesine imkan sağlayacaktır.Hastanın ayrıca uygulanacak olan tedavinin amacını iyi anlaması gerekir.Erken teşhis edilen kanserlerdeki tedavide amaç,genellikle kanseri bütünüyle tedavi etmektir.İlerlemiş vakalarda ise kanserin gelişimini ve ilerlemesini yavaşlatmak ve belirtileri minimum seviyeye indirerek hastanın yaşam kalitesini mümkün olan maksimum seviyeye çıkarmaktır.

Kanser Tedavisi Yöntemleri

  • cerrahi

    cerrahi

    Cerrahi Yöntemler:Yaygın olarak kullanılan bölgesel bir kanser tedavisi yöntemidir.Kanseri teşhis etmek,evresini yani yayılma miktarını tespit etmek ve tedavi etmek için sıklıkla kullanılır.Lokal ya da genel anestezi yoluyla yapılır.Ameliyatla kanserli organın bir kısmı veya tamamı alınabilir.Kanserli bölgeye yakın olan dokuların da bazıları alınabilir. Lenf düğümleri gibi..Cerrah vücudu keserek ameliyat yaparsa buna invazif cerrahi denir.Vücudun diğer bölgelerine yayılmamış kanser vakalarında büyük fayda sağlar.Kanser teşhisi biyopsi işlemiyle kolay bir şekilde koyulabilmektedir.Şüpheli bölgeden alınan bir doku örneği labaratuvar ortamında uzmanlar tarafından incelenerek kanserin varlığına bakılır.Eğer kanserli hücre varsa hangi türden kanser olduğu ve ilerleme hızı bu yolla tespit edilir.Ayrıca kanserin tekrar nüksetme ihtimalini en aza indirecek  başka tedavilere ihtiyacınızın olup olmadığına karar vermesine olanak sağlar..Bu tedaviler adjuvan diye adlandırılan destek tedavilerdir.Genellikle de kemoterapi ve radyoterapidir.Ameliyat öncesinde kanser oluşumunun küçülmesini sağlamak ve bu sayede daha kolay alınmasını sağlamak için uygulanan tedaviye ise neo-adjuvan tedavi denmektedir.

             Ne Zaman Cerrahi Tedavi Gerekir?  

  1. Kanserin Türü
  2. Kanserin Oluştuğu Yer Ve Yayılma derecesi
  3. Hastanın Genel Sağlık durumu

Vücudun başka bölgelerine yayılmamış,erken teşhis edilmiş ve küçük evredeki kanserli yapıların iyileştirilmesinde etkilidir.Daha ileri evrelerdeki kanserler için cerrahi müdahale uygun bir yol olmayabilir.Cerrahi seçeneğin tercih edilip edilmemesini belirleyen faktörler aynen yukarıdaki kriterlerdir.

  • Kemoterapi:Sitotoksik ilaçlarla kanserli hücreleri öldürme işlemine dayanan,sistemik yani tüm vücudu kapsayan kanser tedavisi yöntemidir.Tek bir ilaç seçilip de verilebilir farklı ilaçların kombinasyonları da seçilebilir.Kullanılacak olan ilaçların seçimini belirleyen bazı kriterler vardır.
  1. Oluşan Kanserin Türü
  2. Oluşum Yeri
  3. Derecesi
  4. Kanserin yayılıp yayılmadığı,yayıldıysa derecesi yani evresi
  5. Genel sağlık durumu

Tek başına ya da farklı ilaç kombinasyonlarıyla da alınabilen kemoterapi şu tedavi şekilleriyle de alınabilir.

  1. Biyolojik terapi
  2. Hormon tedavisi
  3. Cerrahi
  4. Radyoterapi

Kemoterapi,kanser hücrelerini öldürürken ya da küçültürken sağlıklı vücut dokularına da zarar verebilmektedir.Fakat devamlı büyüyen ve kendini yenileyen normal hücreler,kemoterapiden zarar görmüş hücreleri yenileyerek onarır.Dolayısıyla kemoterapinin yan etkilerinin büyük bir kısmı tedaviden  sonra ortadan kaybolur.Sadece ishal ve mide bulantısı gibi yan etkiler,ilacın  kullanıldığı süre içinde görülebilir.Kemoterapi ayrıca kanserin küçültülmesinde,semptomların hafifletilmesinde ve kanserin kontrol altında tutulmasında kullanılmaktadır.

  • Radyoterapi:Radyasyon tedavisi de denmektedir.Bu kanser tedavisi yöntemi,yüksek enerjili ışın vererek,kanser hücrelerinin DNA’sına
    kanser tedavisi-radyoterapi

    kanser tedavisi-radyoterapi

    zarar verip,onları hasara uğratarak yok etme prensibine dayanır.Radyoterapiyle normal hücreler de zarar görmesine rağmen kendilerini yenilemesi hızlı olduğundan,zarar görmüş normal hücreler bir süre sonra kendilerini toparlamaktadır.

İki çeşit radyoterapi yöntemi bulunmaktadır.

  1. External(Dış)Radyoterapi
  2. İnternal(iç)Radyoterapi

External radyoterapide vücut dışından direkt olarak tümörün üzerine ışın göndermeyle gerçekleştirilir.Bu tedavi genellikle ayaktan hasta olarak alınmaktadır.

İnternal radyoterapi ise,vücut içinden kanser hücrelerini etkileyecek özel bir sıvının içilmesi veya raadyoaktif maddenin kanserli yapının içine veya yakın bir bölgesine bırakılması işlemidir.İnternal radyoterapide kullanılan iki tane kaynak  vardır.

  1. Radyoaktif sıvı
  2. Radyoaktif İmplant

Radyoaktif Sıvı:Bu sıvıyı hasta içerek ya da damar yolundan enjeksiyon yoluyla alabilir.Bu radyoaktif sıvı kan dolaşımına girdikten sonra kanserli hücreler tarafından emilir.Bu işlem uygulandıktan sonra,hasta tek kişilik bir odaya alınır ve burada vücudundaki radyasyon seviyesinin makul seviyelere düşmesi beklenir.Bu tedavi şekli genellikle kemiklere yayılmış kanserler ve tiroid kanserlerinde tercih edilir.

Radyoaktif İmplantlar:Radyoaktif metal bir nesnenin,tümörlü dokunun içine ya da yakınına dikkatli bir şekilde yerleştirilmesi  esasına dayanır.Bu işlemde de hasta tek kişilik bir odaya alınarak diğer hastaların radyasyon alması önlenmiş olur.Radyoaktif implant çıktığı zaman hasta radyoaktiflikten çıkmış olur.Bu işlem ise erken evre prostat kanseri tedavisinde tercih edilebilmektedir.

Diğer Tedavi Yöntemleri

  • Radyofrekans ablasyonu(RFA)
  • Lazer tadavisi
  • Yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason(HIFU)

Radyofrekans ablasyonu(RFA):Radyo dalgalarının oluşturduğu ısıyı kullanarak kanserli hücreleri yok etme işlemidir.Radyofrekans(enerji türü)ve ablasyon(yok etme)kavramlarının birleşmesiyle oluşturulmuştur.

Kanserde kullanılan temel tedavilerden olmamakla beraber RFA,bazı kanser türlerinde tek başına ya da diğer tedavi yöntemleriyle beraber alınabilmektedir.Bunlar:primer ve sekonder olmak üzere karaciğer ve akciğer kanseridir.Bir de böbrek kanseridir.

Bazı durumlarda ameliyat yerine doktor RFA’yı önerebilir.Bunlar:Tümör sayısı çok fazlaysa,kanserin oluşum yerinin tehlikeli bir yerde olması,genel anestezi için hasta uygun değilse..RFA genellikle küçük çaplı kanserlerin tedavisinde daha etkilidir.

Bu tedavi şeklinde RFA yaygın olarak deri yoluyla alınır.Doktor bir prop aracılığıyla tümörün içine ısı uygular,uygulanacak olan ısı kanserli yapının boyutuna göre farklılık gösterir.Tedavi süresi de değişmekle beraber çoğunlukla her tümörün tedavi süresi ortalama yarım saattir.

                       RFA Yan etkileri:

  • Tedavi olunan bölgede ağrıya bağlı rahatsızlık
  • Yüksek ateşle birlikte gelen rahatsızlık ve huzursuzluk
  • Çok sık görülmese de enfeksiyon

Yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason(HIFU):Kanser tedavisi yöntemlerinden olan HIFU’da yüksek frekanslı ses dalgaları söz konusudur.Bu yüksek yoğunluklu dalgalar kanseri hücrelere güçlü bir şekilde verildiğinde bu hücrelerde azalma ve yok olma görülür.HIFU,boyutu büyük tümörlerin bir bölümünün veya tek bir tümörün tedavisinde kullanılır.Lenf yolu ve kan dolaşımı aracılığıyla vücudun diğer bölgelerine yayılmış kanserlerde kullanılmaz.Ayrıca her kanser türünde de  kullanılması uygun değildir.Çünkü havadan ve sert kemik dokusundan geçememektedir.Günümüzde kanser tedavisinde bir seçenek olarak pek anılmamaktadır.

HIFU ile Tedavi Olabilecek Kanser Türleri:

  1. Pankreas kanseri
  2. Mesane kanseri
  3. Böbrek kanseri
  4. Prostat kanseri
  5. Primer ve sekonder karaciğer kanseri

HIFU Tedavisi İçin Uygun Olmayan Kanser Türleri:

  1. Cilt kanseri
  2. Pelvik bölge kanserleri
  3. Akciğer kanseri
  4. Beyin kanseri
  5. Baş ve boyun kanseri
  6. Lenf düğümlerine yayılmış olan kanserler

 

kanser tedavisi

kanser tedavisi

Lazer Tedavisi:Kanser tedavisi yöntemlerinden lazer tedavisiyle anormal veya kanserli hücreler yok olur veya küçülür.Bazı kanser belirtilerini hafifletir.Örneğin kanama,tıkanıklık.. Lazer tedavisi tek başına uygulanabileceği gibi,diğer tedavi yöntemlerinden olan cerrahi yöntem,kemoterapi,radyoterapiyle beraber de uygulanabilir.

Kanserli hücre oluşumları bazen vücut yüzeyine yakın olabilmektedirler.İşte erken evrede bu tür kanserlerde lazer tedavisi tek başına kullanılabilmektedir.Bunlar,boyun kanseri,penis ve vajina kanseri,göz melanomu ve vulva kanseridir.

Lazer Tedavisi İçin Uygun Olan Kanser Türleri:

  1. Gırtlak
  2. Mide
  3. Özofagüs(yemek borusu)
  4. Trakea(soluk borusu)
  5. Bademcik,ağız sinüsler gibi baş ve boyun kısımları

 

Hedeflenmiş Tedavi ya da Hedefe Yönelik Tedavi:Kansere sebep olan hücrelerin değişmesine neden olan genler hakkında bilim ve insan ne kadar çok şey öğrendikçe,tedavi sağlayacak ilaçları geliştirmeleri de o kadar çabuk olmaktadır.Bu tür ilaçlarla yapılan veya yapılması hedeflenen tedaviye,hedeflenmiş tedavi denmektedir.Bu tedavi kanserin büyümesi ve yayılmasının önlenmesi için kullanılmaktadır.Hedefe yönelik kanser tedavisi için kullanılan iki grup ilaç bulunmaktadır.Birincisi antikor benzeri ilaçlar,ikincisi akıllı moleküllerdir.Bu moleküller hücre içine girebilecek kadar küçük moleküllerdir.Kemoterapide de ilaçlar vardır fakat burda kullanılan ilaçların etki mekanizmaları ve hedefleri farklıdır.Burada kullanılan ilaçlarla normal hücrelere zarar vermeden sadece kanserli yapıların yok olması sağlanır.Bu amaçla üretilen antikorlar kanserli yapıların kendilerini çoğaltarak yayılmalarına engel olur.Ayrıca Hedefe yönelik kanser tedavisi kemoterapide olduğu gibi ,kanser tedavisinin oldukça ağır olan yan etkilerini de  minimum seviyeye çekecektir..Çeşitli bilimsel testlerle ileride yaygın ve etkili bir şekilde kullanılması için çalışmalar yapılmaktadır.

İmmünoterapi:Biyoterapi de denilmektedir.Kanser gibi hastalıklarla savaşması için bağışıklık sisteminin bazı parçalarını kullanmayı amaçlayan kanser tedavisi yöntemlerinden biridir.Kanser hücreleriyle savaşması için bağışıklık sistemini,çok daha fazla ve güçlü bir şekilde çalışması için uyarmak ve bağışıklık  sistemine protein ve buna benzer özel bileşenler vermek gibi iki tane yöntemi vardır.İmmünoterapide bağışıklık sistemini,kanserli hücrelere saldırması için eğitmek ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmek gibi yollar vardır.

 

Kanser Tedavisinde Yan Etkiler

  • Yutkunma güçlüğü
  • Ağrı
  • Halsizlik
  • Kanama
  • Tat almada bozukluk
  • İştah kaybı
  • Ağız kuruluğu
  • Lenfödem
  • Kemik erimesi
  • Ağızda yara
  • Kabızlık
  • Uyku bozukluğu
  • İshal
  • Enfeksiyon
  • Saç dökülmesi
  • Nefes darlığı(dispne)
  • Cinsel hayatta bozulma
  • Kızarıklık,kaşıntı,dökülme gibi cilt problemleri

Görüldüğü üzere kanser tedavisinde çok çeşitli yöntemler bulunmaktadır.Hastalığın evresine ve boyutuna göre hangi tedavi yönteminin seçileceği de farklılık göstermektedir.Kanser tedavisinde önemli olan erken teşhis ve tedavi sürecinde hastalığı yenme konusunda kararlılık,moral motivasyon,doğru tedavi şeklini doğru kişilerle, doğru zamanda yapmaktır.

 

 

 

Etiketler: , , , ,

Kanser Tedavisi Hakkında Yapılan Yorumları

  1. Mustafalar dedi ki:

    Kanserde Beslenmenin Rolü
    Kanserle Yaşam
    Kanserle Savaş (Kanserden Korkma)
    Herkese Merhaba,
    Kanser hastalığı ile tanışmamız ve bu yolda ilerlerken araştırmalarımızın sonucunda edindiğimiz tecrübeleri anlatmak istedik.
    Çünkü kanser hastaları ve yakınları son derece yalnız, çaresiz, umutsuz durumda. Çoğu kimseden net bilgi alınamıyor. Yada alın gidin yapacak bir şey yok deniliyor.
    Yada can havli ile umut tacirlerin eline düşüyor. Hem maddi hem de manevi yalnızlık içerisinde çırpınıp duruyoruz. Biz bunu yaşadık ve hala yaşıyoruz. Ateş düştüğü yeri yakıyor.
    Kanseri en iyi çeken ile yakınları çok iyi bilir. Allah kimsenin başına vermesin.
    Kanserle ilk tanışmamız 1985 yılında dedemle başladı. Cilt kanseri olup uzun bir tedavinin sonucun da 1989 yılında hakkın rahmetine kavuştu.
    İkinci kanser vakamız Canım Babam. 2001 yılında Akciğer kanserine yakalandı. Bir yıl süren ilaç ve kemoterapi tedavisi sonucu 2002 yılında o da hakkın rahmetine kavuştu.
    2003 yılında Amcam cilt kanserine yakalandı. Belki de bu bizim için araştırma adına bir başlangıç oldu. İncir meyvesi ile hazırlanan destek bir karışımla amcam bu illetten kurtuldu.
    2007 yılında annem rahim kanserine yakalandı. 2008 Ocak ayında ameliyat olarak rahim, yumurtalık ve tüpler alındı. Kontrollerimizi yaparak 2013 Temmuz ayına kadar sorunsuz geldik.
    Temmuz ayında çekilen Pet BT de Karaciğer de metastaz(yayılım) geliştiği vurgulandı acilen ameliyat ve kemoterapi tedavisi yapılması gerektiği vurgulandı.
    Bu durum bizim irkilmemize ve tekrar ciddi boyutta araştırmaya itti. Türkiye de hatta yurt dışında bile bir çok konu da araştırma ve analiz yaptık. Bir çok bilimsel makaleyi inceledik.
    Kanseri değişik yollarla desteklerle yenen çok insan olduğunu gördük. Bizde bu yöntemleri denemeye başladık. Allaha şükürler olsun çok iyi sonuçlar almaya başladık.
    Araştırmalarımızda ve edindiğimiz tecrübelerde şunları önemle vurgulamak istedik.
    1. Beslenme son derece önemli. ( Kanser de Önemi çok büyük )
    2. Moral ve Motivasyon
    3. Doğru Tedavi
    4. Alternatif Destek Tedavi
    Beslenme neredeyse kanserle savaşta en önemli yapı taşı niteliğinde ve
    öyleki yediğiniz içtiğiniz le kanser hücrelerini besliyor olabileceğimiz vurgulanmaktadır.
    Beslenmede asıl önemli olan yediğiniz ve içtiğinizin doğal ve organik olması.
    Beyaz ekmek yerine tam buğday unlu ekmek tüketilmesi tavsiye edilmektedir.
    Şeker tüketiminin azaltılması ve hazmı zor yiyecekler ve içecekler tüketilmemeli konusunda uzmanların uyarıları bulunmaktadır.
    Uzmanlar Sebze ağırlıklı beslenmeyi vurgulamaktadırlar. Beslenmede en önemli kaynaklardan bir tanesi zeytin yağı. Zeytin yağı içerisindeki squalene maddesi sadece zeytin yağı ve köpek balığı kıkırdağı içerisinde var görünüyor. Günde en az 100 gr tüketilmesi kanserle savaşta size katkı sağlayacağı konusunda bilgileri bulabilirsiniz. C vitamini kanserle savaşta yine katkısı küçümsenemeyecek şekilde.
    Kanser hastası en günde 3 kez olmak üzere duruma göre 3-10 gr arası kullanması tavsiye ediliyor. Fazla alım da çok da önemli değil sadece ishal yapıyor. Zaten büyük boşaltımımızın(dışkılama) günde en az 2 defa olması gerektiği vurgulanıyor. Benzer şekilde D vitamini. Keten Tohumu yağı yoğurtla beraber tüketildiğinde ortaya bir protein çıkarttığı ve kanserle savaşta yardımcı olduğu vurgulanıyor.
    Kanser hastaları zaman içinde kanser hücrelerinden dolayı kansız kalabiliyorlar. Carvacrol maddesi vücutta antibiyotik etkisi yarattığı gibi kan hücreleri sayısını hatırı sayılır derece de arttırdığı vurgulanmaktadır. Bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Kanserle savaş ta önemli rol üstlendiği vurgulanmaktadır. Yabancı sitelerde kanser üzerine Carvacrol ilgilli bir çok yazı bulabilir inceleyebilirsiniz.
    Vücuda kimyasal olarak ağır sanayide işlenmiş ürünler kullanmamalıyız. Örnek olarak şampuan yerine saf ve doğal zeytin yağı sabunu kullanmalıyız. Kıl deliklerinden bütün kimyasallar vücuda
    emildiği söylenmektedir. Daha doğrusu vücudumuza girenlerin doğal olmasına dikkat etmeliyiz. Kanser hastalarının ve sağlıklı insanların kesinlikle kabız olmamaları gerektiği vurgulanmaktadır.
    Kabız olunduğu durum da boşaltım sorunu var demektir. Dolayısıyla toksinler ve atıklar vücudumuzda beklemekte anlamına gelmektedir. Dolayısıyla vücudun asidik hale geldiği vurgulanmaktadır.
    Asidik ortam kanser hücrelerinin çoğalması ve gelişmesi için zemin hazırladığı bu sebeple vücudumuz bazik yani alkali olmasına özen göstermemiz vurgulanmaktadır.
    Vücudu Alkali yapmak için Karbonat ta kullanabilirsiniz. Fazla karbonat kullanımı yine ishal yapmaktadır. İnternette kullanımı ile ilgili olarak bilgiler bulabilirsiniz.
    Günde en az 2 defa büyük boşaltım işleminin yapılabiliyor olması gerektiğini vurguluyor uzmanlar. Keza en az 5 ve üzeri idrarınızı da yapmanız gerektiği vurgulanıyor.
    Annemin kanı HGB 5 kadar düştü ve kansızlık oluştu. Yaklaşık bir ay gibi bir sürede Carvacrol sayesinde kan 14.56 seviyesine yükseldi. Biz ailecek ve bilhassa annem bahsettiklerimizi harfiyen kullandık. Kemoterapiyi kendi kararımızla kullanmadık. Annemin bütün tetkik ve tahlillerinin önceki ve sonraki hallerinin raporları elimizde mevcut. İyice araştırılırsa Tümör vb. hastalıklar bir iki günde oluşmuyor ki bir iki günde iyileşmesini bekleyelim. Aylar, yıllar içerisinde dokular etkilere maruz kalarak başkalaşarak bozularak deforme olarak bu hale geliyorlar. Araştırın bu konu ile ilgili bir çok Türkçe ve yabancı kaynak bulursunuz. Önemli olan hastalık farkedildikten sonra artık bir şeylerin yolunda gitmediğini vücut alarm sinyalleri veriyor anlamına geldiğini yorumlamak gerekiyor. Örneğin otomobilinizde su veya yağ kalmadığında yada herhangi bir arıza ışığı yandığında kendini korumaya alıp artık sizi servise götürülmesi gerektiğini ikaz ediyor. Mantık aynı. Hastalıklarda da aynı mutlaka doktora gidilip teşhis çok önemli. Sonrasında doktorun tedavisine ek olarak kendiniz de takviye edip iyileşme sürecini zamana bırakmak gerekiyor görünüyor. Tecrübe edilmeyen kulaktan dolma yöntemlerde yola devam etmek sorun olabilir. Piyasada bir çok sahte umut taciri var. Milletin duyguları ile oynuyor. Bu yüzden sizlerin de araştırdığınız ve tecrübe ettikleriniz varsa lütfen insanlık adına bu gibi forumlarda paylaşalım. İllaki herkesin duygularının istismar edilmesine, parasıyla rezil rüsva olmasına, umut tacirlerinin eline düşmesine gerek yok. Allah rızası için lütfen paylaşın ve paylaşılmasında yardımcı olun.
    Maalesef büyük şehirlerde doğal ve sahte olmayan ürün bulmak neredeyse samanlıkta iğne aramakla eş değer. Annemin bu hastalığı sebebiyle Allahın da yardımıyla aradıklarımızı çok şükür saf ve doğal olarak bulabilmekteyiz. HTT(hypericum triquetrifolium turra) türü kantaron yağından da çok olumlu sonuçlar aldık. Piyasada doğalını ve usulüne uygun hazırlanmışını bulmak nerdeyse yok gibi bir şey, piyasada olanların çoğu gelişigüzel ve doğru kantaron değil. Türkiye de çok fazla farklı türü var. Çoğu da birbirine beziyor. Yine makalelere göre mantar, parazit, virüs ve bakterileri kaynaklı hastalıklarda göre son derece etkili görünüyor. Allaha şükür biz bulabildik ve bulabiliyoruz.
    Bu anlattıklarımız sizde bir çağrışım yaptıysa ve araştırmacı yapınız varsa zaten araştırır ne demek istediğimizi anlarsınız. Bahsettiğimiz konularla ilgili internette çok bilgi olduğunu görürsünüz.

  2. kda.mehmet çınar dedi ki:

    merhabalar 10 yılık çalaışmamızın neticesi çok şukur sonuç verdi Kanserden Korkmayın Geç Kalmaktan Korkun pHGcMaF Molekül Diyor ki Bütün Hastalıkların Sebebi Aynı Vücudun Asidikin Yüksek Olmasıdır Hastalıkların İsmini Hiç Bir Önemi Yok

  3. Intizar dedi ki:

    Iyi huylu meme kanseri 6 yildir hic tedavu olmadi baska hiselere yayila bilirmi

  4. Sevda dedi ki:

    Bogazinda kanmasi olan bir hasta sonu ne olur cevap bekliyorum

Yorum Yaz

Site Yazarı Google +: Mükremin Alkan